Giydirme Cephe Sistemleri

Ağa Han Ödülü Alan İlk Endüstri Binası EEA Tasarımı İpekyol Tekstil Fabrikası

Edirne İpekyol Tekstil Fabrikası'yla 2010 Aga Khan Ödülü kazanan Mimar Emre Arolat, yapıya ödül getiren mimari özellikleri Çatı ve Cephe'ye anlattı.

Aga Khan Mimarlık Ödülü yerel topluluklardaki yaşam kalitesinin arttırılmasına dönük ihtiyacı öne çıkaran, çevresel,
sosyal ve ekonomik mecralarda sürdürülebilirliği destekleyen, bağlamlarına karşı etik duyarlılık gösteren projelere
veriliyor. 20 bin m2’lik bir alan üzerine inşa edilen Edirne’deki İpekyol Tekstil Fabrikası ise bu önemli ödüle layık
görülen ilk endüstri binası. Binanın mimarisi yüksek tavanlı ve ferah olduğu için, işçiler dört duvar arasında,
karanlık bir ortam yerine, sürekli gün ışığı alan ve taze hava dolaşımının sağlandığı alanlarda çalışıyor. Gün içinde
dışarıda havanın nasıl olduğunu izleyebiliyor, molalarda onlar için düzenlenmiş bahçelerde dinlenebiliyor hatta
spor yapabiliyorlar. Yemeklerini yine görsel olarak bahçeye açılan, aydınlatmasından oturma birimlerine kadar
titizlikle tasarlanmış bir mekanda yiyorlar. Aga Khan ödülü ve binanın mimari tasarımıyla ilgili detayları projenin
yaratıcısı Emre Arolat’tan dinledik. Arolat, binanın tüm bu mimari özellikleri sayesinde işçilerin diğer fabrikalarda
çalışan işçilere nazaran daha mutlu çalıştıklarını söylüyor ancak yabancı basında tarif edildiği gibi “işçilerin
ayrılmak istemeyeceği bir fabrika”nın varolabileceğini düşünmüyor.

İşlevsel verimlilikle hümanizmi birleştiriyor

Arolat öncelikle ödül sürecini anlatıyor: “Geçen yıl Edirne’deki İpekyol Tekstil Fabrikası’nın da bulunduğu beş yapı
ve mimarları eşdeğer Aga Khan ödüllerine layık görüldü. Jüri, bu projelerin azimle birleşen ümidin,
alçakgönüllükle tavlanan gururun ve çeşitlilikten ödün vermeyen birliğin hikayesini anlatmakta olduğunu savladı.
İpekyol Yapısı’nın da, bu genel tanımlamaya ek olarak, işverenin ticari menfaatine dönük işlevsel verimliliği
hümanizm ile birleştirmekte olduğu vurgulandı.”

İpekyol fabrikasının bu ödülü alan ilk endüstri yapısı olması bakımından ilgisini çektiğini belirten Arolat: “Bu
seçimin Aga Khan ödülü için önemli bir adımtaşı olduğunu ve bir tür dönüm noktasını işaret ettiğini ödül töreni
öncesinde Aga Khan’ın kendisinden duymuş olmak, benim için heyecan vericiydi” diyor. Arolat, seçim
dönemindeki hassasiyet, jürinin, raportörlerin titiz çalışmaları ve seçim için belirlenen ölçütlerin niteliği
bakımından Aga Khan ödüllerini sektördeki diğer ödüllerden ayrı tuttuğunu belirtiyor.

Betonarme düşey taşıyıcılar, çelik strüktürlü hafif örtü…

“İpekyol fabrikasında çalışan insanlar, bu yapının içinde kendilerini diğer fabrikalarda yaşayanlara göre bir nebze
olsun daha iyi hissediyorlar” diyen Arolat fabrika binasını yaşanabilir kılmak için mimari tasarımda nelere dikkat
ettiğini, hangi malzeme ve sitemleri kullandığını anlatıyor: “İpekyol Tekstil Fabrikası’nda, yerel üretim
olanaklarının kısıtlılığının da etkisiyle, yapı malzemesi ve üretim yöntemleri konularında yenilikçi denemelerden
özellikle kaçınıldı. Benzer yapılarda da kullanılmakta olan betonarme düşey taşıyıcılar, onların üzerlerinde yer alan
çelik strüktürlü hafif örtü ve cephelerdeki kaset sistemi bu yapının da ana bileşenleri olarak kullanıldı ve dış yüzey
kapananlarla açılanların net ayrımlarının oluşturduğu bir gramerle biçimlendi.”

Arolat binanın, “yönetim ve üretim alanlarını aynı çatı altında buluşturması, dünyadaki endüstri yapılarının pek
çoğunda rastlanan hiyerarşik düzenleme ve kötü yaşam koşullarından uzak duran mimari çözümlemesi, yerel
malzeme kullanımı, düşük enerji performansı, üretim alanlarına doğal ışık ve hava sağlayan iç bahçeleri,
çalışanların konforu için düşünülmüş sosyal alanları” ile fark yarattığını sözlerine ekliyor.

Bir fabrika, işçiye eve gitmeme duygusu veremez

Almanya’nın en önemli mimarlık dergilerinden biri olan Baumeister dergisi binayı “işçilerin ayrılıp, akşam eve
gitmek istemedikleri fabrika” olarak tanımlamıştı. Arolat dergideki bu bölümü okuyunca, şaşkınlık, utanç ve
hiddetle karışık bir pişmanlık duygusu içine düştüğünü söylüyor ve ekliyor: “Şunu hepimiz gayet iyi biliyoruz ki
fabrikalar genellikle işçi sınıfının pek sağlıklı olmayan çalışma ortamlarında çalıştıkları yerlerdir. Ben herhangi bir
fabrikanın bir işçiye eve gitmeme duygusu verebileceğine inanmıyorum. İçinde yaşadığımız bu sermaye egemen
dünyanın ortaya koyduğu sosyal sorunları görmezden gelemeyiz.”

“Sürdürülebilirlik” olgusu metalaştırılabilir

Arolat, mimaride enerji verimliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili şunları söylüyor: “ ‘Yeşil mimari’, ‘sürdürülebilir enerji’,
‘ekolojik tasarım’ gibi kavramlar, özellikle son birkaç yıldır mimarlık üretiminin gündeminde geniş bir alanı meşgul
eder oldu. Hiç kuşku yok ki ilk bakışta bu alanı oluşturan yönelimlerin arkasında, hangi bilinç düzeyinde olduğuna
bakılmaksızın kutsanabilecek bir tür duyarlılık var. Sonuçlarını küresel ısınma omurgasında izleyebildiğimiz
değişimler, insanoğlunun içinde bulunduğu dünyayı ne denli sınırsızca etkilediğinin en açık göstergeleri. Yapı
üretimi endüstrisinin bu süreçte rol alan en önemli unsurlardan biri olduğu artık ölçülebilir bir gerçeklik. Özellikle
yoğun yapılaşma sonucu ortaya çıkan ısı adalar ının yaşamsal etkileri, toprağın olumsuz anlamda yer ve hal
değiştirmesi, yeni yerleşmeler aracıyla belirli bölgelerdeki kullanım yoğunluklarının ekolojik dengeleri bozacak
oranda artması gibi tetikleyicilerin bu bağlamdaki rolleri ortada. Böyle bir gerçeklikle birlikte, söz konusu
endüstrinin belirleyici aktörlerinden olan herhangi bir mimarın, bu kavramlarla hiçbir ilişki kurmadan, çevresinde
bu anlamda olup bitenlere gözünü tamamen kapatması düşünülemez.

Ancak içinde bulunduğumuz sermaye egemen dünya, tüketim dişlilerinin arasına sokabildiği her konuya olduğu
gibi, ‘sürdürülebilirlik’ olgusuna da bir tür piyasa enstrümanı olarak bakmaya meyilli. Zira bu olgunun bu
bağlamda metalaştırılma kapasitesinin yüksekliği, yazık ki tehlikenin büyüklüğü ile de eşdeğer görünüyor.”

Dış Cephe Uygulaması “FYT Mühendislik” İmzalı

Aga Khan ödüllü İpekyol Tekstil Fabrikası’nın dış cephe uygulaması Çuhadaroğlu Alüminyum Sistemleri’yle
gerçekleştirildi, FYT Mühendislik tarafından uygulandı. FYT Mühendislik ortaklarından, Mimar Barış Atağ, binanın
dış cephe uygulama detaylarını Çatı ve Cephe’ye anlattı: “Alüminyum giydirme cephe sistemlerinde Çuhadaroğlu
GE-50 kapaklı cephe profilleri kullanıldı. Cephe yüksekliğinin statik olarak alüminyum profillerle çözülmesi yüksek
maliyetli olacağından çelik kutu profillerle takviye edilerek sistem çözüldü ve maliyet optimize edildi . Güneş
kontrolünü sağlamak amacıyla Trakya Cam ürünü olan low-e kaplamalı camlar kullanıldı. İç bahçelerde teşkil
edilen cephelerde taze hava girişini sağlamak amacıyla gizli kanatlar proje müellifinin dizaynına uygun olarak
tamamlandı. Aynı şekilde geniş hacimli mekanlar için de çatı kotunda otomatik açılır kanatlı bant doğramalar
teşkil edildi.

Atağ, cepheden önce yapılmış olan imalatlarda taşeronlar projeye uygun olarak imalatlarını tamamlamış olduğu
için uygulama sırasında herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını belirtiyor ve EAA’ya ait bir projede yer alarak, işi
düzgün bir şekilde teslim etmiş olmaktan gurur duyduğunu sözlerine ekliyor

Diğer Haberler

Referanslar
Yeni Projeler
Haberler
Katalog
İnsan Kaynakları